Anasayfa > Tarih & Arkeoloji >
Bakır ve Bakırcılığın Merkezi
Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki Çayönü yerleşiminde gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda çeşitli süs eşyalarına rastlanmıştır. Bu buluntular, metal işçiliğinin dünyadaki en eski örnekleri arasında kabul edilmektedir. Diyarbakır’da madencilik, antik çağlardan günümüze kadar kesintisiz olarak gelişimini sürdürmüştür. Farklı kültürel ve etnik yapıların iç içe geçtiği bu tarihi şehirde, madencilik sanatı da bu zengin mirastan beslenerek olgunlaşmıştır. Yaklaşık 9000 yıldır işletilen Ergani’deki maden ocakları, dünya üzerindeki en uzun soluklu işletilen maden sahalarından biridir.
Diyarbakır ve Bakırcılık Geleneği
Antik Çağ’dan Selçuklulara, Artuklulardan Beylikler ve Osmanlı dönemine kadar Diyarbakır, bakır madenciliği açısından her zaman ayrıcalıklı bir konumda olmuştur. Şehir, tarih boyunca bir üretim merkezi olarak bilinmiştir. Diyarbakır’da çıkarılan bakır, kalhanelerde maharetli ustaların ellerinde işlenerek zarif süs ve kullanım eşyalarına dönüştürülmüştür. Ustaların özenle ürettiği bu eserler kimi zaman padişahlara sunulan değerli bir hediye, kimi zaman önemli yapıların kapı süslemeleri ya da kadınların aksesuarları olarak kullanılmış, en yaygın biçimde ise ev eşyası olarak değerlendirilmiştir. Bu zarif el sanatları, aynı zamanda ticaret aracılığıyla farklı ülkelere de ihraç edilmiştir. Tarihî kaynaklar, Diyarbakır’ın her dönemde bakır, altın ve gümüş gibi madenlerin sanata dönüştüğü önemli merkezlerden biri olduğunu göstermektedir. Günümüzde ise Bakırcılar Çarşısı’nda, geleneksel yöntemlerle üretime devam eden ustalar, teknolojinin getirdiği değişimlere rağmen el emeğiyle çeşit çeşit bakır eşyalar üretmeye ve satışını yapmaya devam etmektedir.
