Anasayfa > Efsaneler >
Eğil Kalesi ve Kral Kızı Efsanesi
Eğil, Diyarbakır’a 50 kilometre mesafede, tarih boyunca pek çok destanın ve hikâyenin anlatıldığı, büyüleyici bir yer. Yüzyıllardır, Kral Yolu üzerinde, geçmişin izlerini taşıyan bu topraklarda bir efsane günümüze kadar ulaşmış. Eğil Kalesi’nin görkemli surları ve yüzyıllar öncesine ait rölyefi, bu efsanenin canlı birer kanıtı gibi duruyor.
Efsaneye göre,
Eğil’de bir zamanlar halkını seven, adaletli ve çok güzel bir kralın kızı yaşarmış. O, halkıyla iç içe olur, her türlü zorlukta onlara yardım edermiş. Güzelliği dillere destan olmuş ve halk arasında adeta bir masal gibi anlatılıp, her köyde, her şehirde yankı bulmuş. Ancak güzellik her zaman mutlulukla örtüşmez. Bir gün, bu güzelliği duyan acımasız bir barbar kral, ordusuyla Eğil’e doğru ilerlemiş. Kaleyi işgal etmiş, amacı hem şehri ele geçirmek hem de bu dillere destan kızı almakmış.
Ancak Eğil Kalesi, o kadar direnciydi ki, barbarlar uzun süre başarılı olamamışlar. Eğil halkı kalelerinde direnmeye devam etmiş. Fakat kral, savaşın kazanılamayacağını ve halkının daha fazla zarar görmemesi gerektiğini anlamış. Bu yüzden, düşman komutanla bir anlaşma yapmak zorunda kalmış. Barbar komutan, kazanmanın ardından kralın kızını almak istemiş.
Kralın kızı, babasına olan sevgisiyle, halkına zarar gelmesin diye bir plan yapmış. Komutana elçi göndererek, onunla tanışmak istediğini söylemiş. Barbar Komutan, bu teklif karşısında sevinçle kabul etmiş ve görkemli bir karşılama düzenlemiş. Kralın kızı, güzellikleriyle ve zarafetiyle komutanı ve askerlerini etkileyerek karşılamaya gelmiş. Komutan, kızın güzelliği karşısında büyülenmiş, bir an önce onu almak için heyecanlanmış.
Eğlencenin sonunda, Komutan, Kralın kızına yaklaşmaya karar vermiş. Fakat Kralın kızı, yerinden kalkarak ona bir şart sunmuş: “Sadece benimle savaşacak ve beni yenecek biriyle evlenebilirim.” Komutan gülerek bu teklifi kabul etmiş, çünkü zaferinin kolay olacağına inanıyormuş.
Kralın kızı, o an elbiselerini ve takılarını çıkarıp, savaşçı kıyafetlerini giymiş. Askerlerin şaşkın bakışları arasında, kılıcı eline almış ve savaş başlatılmış. Ancak savaş çok kısa sürmüş. Komutan, neye uğradığını şaşırmadan, bir anda kellesi vücudundan ayrılmış. Askerler, korku ve hayretle bakakalırken, Kralın kızı zaferini ilan etmiş.
Savaşçı elbiselerini ve kanlarını üzerinden temizlemeden, kız, Eğil Kalesi’ne giden gizli geçitlerden birine yönelmiş. Dicle Nehri’nin kenarındaki sala atlayarak, suyun gizli yollarını kullanarak kaleye ulaşmış. Halkı ve babası onu, kanlı elbiseleriyle gördüklerinde ne olduğunu anlamaya çalışmış. Kralın kızı olanları anlatmış ve zaferini müjdelemiş. Kral, mutluluk içinde yedi gün yedi gece kutlama yapılmasını emretmiş.
O günden sonra Eğil, özgürlüğü ve cesaretiyle hatırlanmış.
Eğil Kalesi, Kralın kızının zaferini simgeleyen bir anı olarak dimdik duruyor. Kaleye giden gizli mağaralar, Dicle Nehri’nden beslenen Eğil Barajı suları hala bu topraklarda var.
Bugün, Eğil’de her köşe, Kralın kızının ve halkının zaferinin hatırasını taşır.
Kral Yolunun geçtiği bu topraklar hem tarihin hem de bir halkın özgürlüğünü kazandığı yer olarak sonsuza kadar hatırlanacaktır.
